HONAZ ZİRVE

Etkinlik Anıları
ZİRVENİN  BÜYÜSÜ
              Pakdos ve Denizli Baro’sundan 32 arkadaş ile birlikte, her Nisan ayında yaptığımız gibi, 2009 yılı Honaz dağı ilkbahar tırmanışını yaptık.  O sabah, yeryüzü ile gökyüzünün birleştiği yer, yani ufuk bakır rengindeydi. Günün ilk saatlerinde Şafak tanrıçası, gül parmaklı Aurora bir başka boyamıştı gökyüzünü.  Zirvedeki karlardan yansıyan günün ilk ışığı, coşku ve heyecanı da beraberinde taşıyordu bizlere. Hedefimiz coşku ve heyecanın yansıdığı yerdi.
Hedefimiz sınırla sonsuzluğun, sesle sessizliğin birleştiği yerdi, yani zirve.
Bizlere daha da anlamlı gelen zirve yolculuğundan da öte, her birimizin kendi içimizde yaptığımız yolculuktu. Yani içimizdeki gücü keşfetme yolculuğu. Zirve yolculuğu aynı zamanda bir arınma ve yenilenme süreciydi bizler için.
               Honaz dağı Ege ve Marmara bölgesinin en yüksek dağı, 2571 metre. 2000 metreye kadar çam ağaçlarıyla kaplı, 2000–2300 metre arasında ardıç ağaçları yer alıyor, içlerinde 400–500 yıllık olanları var. Zirve yolculuğunda çiğdemin pembesini, turuncusunu, mavisini, mavi beyazını, sarısını tam altı değişik rengini gördük.  Günün ilk saatlerinde çiğdemler,   karların altından; yeni güne, hayata ve bizlere merhaba diyorlardı,.
               2000 metreden sonra nefes almakta güçlük çektiğini az da olsa hissediyorsun. Karla kaplı bölgede rüzgârın sesi insanı ürpertiyor, insanı yalnızlığın hüznüne ve coşkunun dinamizmine aynı anda götürüyor; müthiş bir çelişki, müthiş bir heyecan. Dağın zirvesine yaklaştıkça sanki sonsuzluğun bir parçası olduğunu hissediyorsun, müthiş bir duygu. Şamanizm inancındaki dağların mistik ve ilahi gizeminin bu duygudan kaynaklandığını düşünüyorum.
               Zirvede her yönden 100 km’lik bir görüş alanı var, Dinar dağları- Aydın dağları, Çivril Akdağ- Beyağaç Sandıras dağları, hava yağışsız olursa çıplak gözle görülüyor.
               Zirve; damağında korku ve sükûneti birlikte yaşamanın tadı, bir an için kendini ayrıcalıklı hissetmenin hazzı, kalabalıkların bulunmadığı yerde olmanın heyecanı ve keyfi.
               Zirve;  Heyecandan gece uykularını kaçıran hayal ve şimdinin gerçeği, peki zirvenin gerçeği ne? Geniş ufuklar, uzak görüş, ayrıcalıklı olduğunu hissetme, özgüven kazanma, burada olma duygusunun yaşanması mı?   Zirvenin gerçeği, insanın kendi içindeki hapishanelerden kurtulması, özgürlük duygusunu başka bir mekânda, başka bir zamanda ve başka bir boyutta yaşaması.Zirvenin gerçeği coşkuyu duymak, geçmiş ile geleceğin birlikte yaşandığı mekânda olmak.
               Zirve yolculuğu, tehlikeleri de beraberinde getiren yolculuk.  Bu tehlikeyi aşmada en büyük yardımcı deneyim, doğayla uyum sağlamak, psikolojik ve fiziksel hazırlık, insanın yaptığı işi mecburiyetten değil, tercihen yapması diye düşünüyorum. 32 kişilik PAKDOS ekibi olarak, sağlıklı ve başarılı bir şekilde zirveye çıkıp, milli park girişindeki arabalarımıza geri döndük.
               Dönüşte, Yahya Kemal’in cevabı aklıma geldi. Zirve duygusu gibi bunu da sizlerle paylaşmak istiyorum.Yahya Kemal’e sormuşlar  siz Ankara’nın en çok nesini seversiniz?  “ Ben Ankara’nın en çok İstanbul’a dönüşlerini severim. “ diye cevap vermiş. Ben de dağ yürüyüşlerinde yine de en çok, sıcacık evime dönüşleri severim.
               PAKDOSLA, başka bir zirve yolculuğunda buluşma dileğiyle şimdilik hoşça kalın, sağlıklı kalın.
Ali KOYUNCU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir